“`html
Gramsci’nin “Canavarlar Zamanı” Sözünün Gizemi
“Eski dünya sona eriyor, yenisi ise henüz belirmiyor; bu, canavarların hâkimiyetinin zamanıdır.” İtalyan Komünist Partisi’nin eski lideri Antonio Gramsci’ye atfedilen bu ifade, günümüzün karmaşık jeopolitik durumlarını anlamlandırmak için sıklıkla kullanılmaya başlandı.
Sadece son iki ay içinde, sağcı Belçika hükümetinin başı, solcu bir İngiliz politikacı ve İrlanda’daki bir merkez bankacısı bu ifadeye atıfta bulundu. Yazar Rutger Bregman, BBC Reith Konferansı’nda yaptığı konuşmada bu sözü kullandı.
Instagram’daki influencerlar, takipçilerine “canavarların iktidara gelmesine engel olmalıyız” diye seslenirken, LinkedIn’de bir takım danışmanlar ise “Gramsci aralığı” ile kurumsal stratejinin bağlantılarını gösteren grafikler paylaşıyor. Ancak burada dikkat çekici olan, Gramsci’nin böyle bir ifadeye aslında hiç değinmediğidir.
“Canavarlar zamanı” ifadesi, günümüzde halkın Beyaz Saray, Epstein skandalı veya savaş alanlarıyla ilgili hissettiği öfke ve umutsuzluğu yansıtan etkili bir kavramdır. Aynı zamanda bu ifade, Goya’nın ünlü gravürü “Aklın Uykusu Canavarlar Doğurur”la da bir bağ kuruyor.
Brunel Üniversitesi’nde siyaset tarihi uzmanı olan Peter Thomas, “Stranger Things‘in finalinde Demogorgon’un ortaya çıkması gibi, kıyamet anının geldiğini düşünüyoruz,” diyor.
Fakat Gramsci, Kasım 1926’da faşist İtalya hükümeti tarafından hapsedildiği dönemdeki düşüncelerinde canavarlardan bahsetmiyor. Orijinal İtalyanca metni, “In questo interregno si verificano i fenomeni morbosi più svariati” şeklindedir.
Hapishane Defterleri’nin en çok dolaşımda olan İngilizce çevirisi, 1971 yılında Quintin Hoare ve Geoffrey Nowell Smith tarafından yapılmış; bu ifadeyi “Bu fetret döneminde çeşitli marazi belirtiler ortaya çıkar” diye aktarmıştır. Ancak yine de kartları açığa çıkaran bir ifade değildir.
1996 tarihli başka bir çeviri, Joseph Buttigieg tarafından yapılmış ve burada “belirtiler” yerine “olgular” kullanılmıştır. Hala canavarlara göndermede bulunulmamaktadır.
“Canavarlar zamanı” ifadesinin, Gramsci’ye referansla literatürdeki ilk kaynağı, 2010 yılında Sloven düşünür Slavoj Žižek’in New Left Review‘de yayımlanan “A Permanent Economic Emergency” adlı makalesinde geçmektedir. Bu bağlamda, avro bölgesindeki bankacılık krizinin yarattığı çetrefilli süreci poetik bir dille ifade etmiştir.
Ancak Žižek, bu ifadenin kendisine ait olmadığını savunarak, başka bir kaynaktan etkilenmiş olabileceğini belirtmiştir. Bunun yanı sıra, aynı kavramın Fransızca versiyonu, 2003 yılında Gustave Massiah’ın denemesinde “Dans ce clair-obscur surgissent les monstres” (bu alacakaranlıkta canavarlar ortaya çıkar) ifadesiyle daha önce yer bulmuştur.
Gramsci’nin canavarlarının kökeni belirsizliğini korusa da, düşüncelerinin hala güçlü bir etki yarattığı gerçektir. Hapishane Defterleri, 1947’de yayınlandı ve Gramsci’nin zihnini meşgul eden unsurlar üzerinde yoğunlaşan ifadeler içerir.
Gramsci, defterlerini yazdığı süreçte İtalya’daki devrimci hareketlerin neden başarısız olduğunu sorguluyordu. Bu sürecin temelinde hegemonya teorisini geliştirmiştir; bu da egemen sınıfın sadece zor kullanmayla değil, kültürel araçlarla da toplumu yönlendirebileceği fikridir.
Bu düşünceler, Avrupa’daki 68 kuşağının devrimci öğrencilerine ilham verirken, 1980’lerde de Britanya’daki Marksist sosyologların Thatcherizmi anlamalarına yardımcı olan bir çerçeve sunmuştur.
Not etmek gerekir ki Gramsci’nin fikirleri, 1970’lerde Fransa’daki Nouvelle Droite tarafından da benimsendiği için aşırı sağ çevrelerde yeniden gündeme gelmiştir. Bu durumun yanına, Viktor Orbán’ın yüksek lisans tezi de Gramsci’nin fikirlerini ele almıştır.
Günümüzde pek çok politikacı ve düşünür, “canavarlar zamanı” ifadesini benimsemiş olsa da, birçok kişi bu ifadenin Gramsci’nin önceki kuşaklar için taşıdığı eylemci heyecanı unutturduğunu dile getiriyor.
Peter Thomas, “Canavarlar, ansızın ortaya çıkan ve açıklanamaz olan durumları simgeler. Bu tür bir metafor, gelişmeleri derinlemesine düşünme şansımızı azaltıyor. Donald Trump gibi figürler karşısında, neden ve nasılları düşünmek yerine yalnızca öfke ya da şokla tepkiler veriyoruz,” diyor.
Gramsci, hapsedilmeden önceki yıllarda devrimci Rusya’da geçirdiği dönemde yeni bir dünyanın minerallerinin sıcaklığını hissedebildi. Peter Thomas, “Geçici sıkıntılara karşın, gelenecek olan zaferin imkansız olduğuna inanmamak onun için neredeyse mümkün değildi,” diyor. “Bizler için bu düşünce, muhtemelen daha zordur.”
Bu makale, Cüneyt Bender tarafından Philip Oltermann’ın Guardian’da yayımlanan yazısından derlenmiştir.
Desteğiniz bizim için son derece kıymetli. Bu noktaya kadar geldiyseniz, ifade özgürlüğünün tehdit altında olduğu Türkiye gibi bir yerde kaliteli yayıncılığı sürdürebilmek için çaba sarf ediyoruz. Güvenilirliği sorgulanan medyanın yanında, eleştirel düşünceyi toplumun ortak bir değeri haline dönüştürmeyi hedefliyoruz.
Bağımsız yayıncılığımızı desteklemeniz, yayınlarımızın devamını sağlamak açısından büyük bir anlam taşımaktadır. İmkanınız varsa, bizi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. Desteğiniz için teşekkür ederiz, iyi ki varsınız.
“`
